Amerika, Kolomb’u, Kolomb Amerika'yı nasıl keşfetti, ?

Dünya

12 Ekim 2017 Perşembe 17:50

Kolomb 1506’da öldü. İspanyollar ve tarihçiler de dahil herkes tarafından unutuldu gitti. Ta ki yaklaşık 300 yıl sonra Yeni Dünya'da kurulacak devlet tarafından yeniden keşfedilinceye kadar…

12 Ekim 1492 sabahı Yeni Dünya’ya ulaştıktan 4 yıl sonra 1496’da Kolomb, bugünkü Dominik Cumhuriyetini kapsayan Santa Domingo kolonisinin valisiydi. İşinden nefret ediyordu. Kolonideki yoldaşlarını ve özellikle de asillere liderliğini kabul ettiremiyordu. Çünkü bu kişilerin bu yeni ülkeyi kolonileştirme gibi bir dertleri yoktu. Mümkün olan en kısa sürede zenginleşip geri dönmekten başka dertleri yoktu. Kolomb ise onların bu altın şehvetini karşılayacak bir yönetim sergileyemiyordu. Kolonin kendisi de, Kolomb’un 1492’de yola çıkmak için İspanya hanedanlığına verdiği zenginlik sözleri de fiyaskoya dönüşmeye başlamıştı. İspanya krallığının 1500 yılında adaya gönderdiği müfettiş, Vali Kolomb’u ‘vazifeyi suistimal’ suçundan tutukladı. Kolomb, ‘kaşif’i olduğu Amerika kıtasından İspanya’ya bir geminin içinde bu kez zincirlenmiş olarak gönderildi. Mahkeme karşısına çıkmak için 7 ay zindanda kaldı. Zincirlerinin sökülmesini bütün bu sürede reddetti. Hatta ölürse zincirleriyle gömülmeyi vasiyet etti. Ancak 1502 yılında son bir seyahat daha yapmasına izin verildi. 1506’da öldü. İspanyollar ve tarihçiler de dahil herkes tarafından unutuldu gitti. Ta ki yaklaşık 300 yıl sonra Yeni Dünya’da kurulacak devlet tarafından yeniden keşfedilinceye kadar…

Chicago’daki 1892 Columbia Dünya Fuarının merkezindeki dev Kolomb heykeli

Amerika’nın Kolomb’u keşfi

Aslında ilk kez bir İngiliz dergisi 1738 yılında 13 koloniden oluşan Yeni Dünya için ‘Kolomb Ülkesi’ anlamında ‘Columbia’ adını kullanmıştı. Jonathan Swift de Gulliver’in Gezileri adlı klasiğinde Amerika yerine ‘Columbia’ adını kullandı. Liliput cücelerinin dünyasının adı olarak bu isim onlarca yıl karikatürleşti. İngiliz Parlamentosunda bu koloniler için hangi ismin kullanılacağı da onlarca yıl tartışma konusu oldu ve bu sürede ‘Columbia’ sıkça kullanıldı. ABD’nin kurucu babaları da bu nedenle isme büyük aşinalık kazandı.

13 kolonide, İngiltere’den bağımsızlık duygusu güçlendikçe de, birliklerini, o zamanın uluslararası dili olan Latince’ye uygun bir şekilde isimlendirme ihtiyacı da doğdu. ‘Columbia‘ bu ihtiyacı karşılayan şiirsel bir isimdi. Hem Latince olması, bir çoğu Roma uygarlığı tutkusuyla bilinen kurucu babalara da sempatik geliyordu. 1790 yılında ABD’nin ilk devlet gemisi olacak 1783 yapımı gemiye ‘Columbia’ adı verildi. Daha sonra keşif gemisine dönüşen ‘Columbia’nın keşfettiği coğrafyalara da (Örneğin Kanada’daki ‘Bristish Columbia’) bu geminin adı verildi.

Columbia gemisinden 200 yıl sonra 1981’de inşa edilen uzay mekiğine de aynı amaçla ‘Columbia’ adı verilecekti. Columbia mekiği 2003 yılında atmosfere girdikten kısa süre sonra parçalanacak ve 7 mürettebatı ile okyanusa gömülecekti.

New York Kraliyet Üniversitesi (King College), İngilizlerin New York’tan çıkarılmasından sonra 1784’te adını ‘Columbia Üniversitesi’ olarak değiştirdi.

1791 yılında ülkenin başkenti olmak üzere hiçbir eyalete bağlı olmayan bir ‘federal başkent’ inşa etme kararı alındığında da bu başkente ‘DC’ yani ‘District of Columbia (Kolomb Ülkesinin Bölgesi)’ adı verildi. Sonradan başkentin ismine ülkenin ilk başkanı Washington’un adı da eklendi.

Dönemin ünlü yazarı Washington Irving’in de 1838 yılında Kolomb’un ilk biyografisini yazması ile Kolomb bir Amerikan efsanesine dönüşmeye başladı.

Amerikalıların Kolomb tutkusu ise, Kolomb’un Amerika’ya gelişinin 400’ncü yılında zirveye çıktı. Fransa 3 yıl önce 1889’da Paris Dünya Fuarı ile dünyada o güne kadar görülmüş en büyük fuarı düzenlemişti. ABD, dünyaya Avrupa ile eşit olduğunu göstermek için kendi Dünya Fuarını yapmaya karar verdi. Kolomb’un Yeni Dünyaya ulaşmasının 400’ncü yıldönümü günü olan 12 Ekim 1892’de Chicago’daki ‘Columbian Exposition’ Fuarı açıldı. Dönemin Başkanı Benjamin Harrison’un fuarı açtığı gün Amerikan okullarında da ‘’Pledge of Allegiance’’ andı okunmaya başlandı.

Fuarın ana giriş salonuna Kolomb’un 71 dev portresi asıldı. Kolomb artık Amerikan rüyasının sembolü olmuştu. Bir yoksul yüncünün oğlu, döneminin bütün ünlü bilginlerine kafa tutarak ‘’hiçbir kimsenin daha önce gitmediği yere’’ gidiyordu. Mississippi’nin batısına geçmeye çalışacak öncülere ilham kaynağı oldu bu öykü. Dahası Kolomb, Amerikalıların o günlerdeki en büyük düşmanı olan İspanyollardan da değildi, İtalyandı. İspanya’nın ABD’yi bir keşfettik iddiasını rahatlıkla ret edebilirlerdi.

Başkan Harrison, Kolomb Ülkesi Fuarını açtığı günü, ‘Keşif Günü’ olarak ilan etti. Bu fikir, 1937 yılında ABD Kongresince de kabul edildi ve ABD’de her 12 Ekim ‘Kolomb Günü (Columbus Day)’ olarak resmi tatil oldu. Daha sonra ise bu tarih, her Ekim ayının ikinci pazartesi günü olarak değiştirildi.

Amerika’nın Kolomb’un bir zalim olduğunu keşfi

Kolomb’un kıtaya ulaşmasının 500’ncü yılını kutladığı 1992 yılında ise bambaşka bir Amerika ve bambaşka bir Kolomb algısı vardı artık. Amerika, Kolomb’u bir kez daha keşfediyordu. Kolomb, ”yerlilere karşı acımasız bir zalim” ve hatta ‘terörist’ olduğu iddiasıyla ülke çapında protesto edilmeye başlandı. Connecticut Nehri Powwow Cemiyetinin başkanı da olan Kızılderili lideri Ray Geer, New York Times gazetesine o günlerde yaptığı açıklamada, ‘’Neyin keşfi? Biz ondan önce de buradaydık’’ diye konuşacak ve ekleyecekti: ‘’Kolomb’un bizi keşfettiği söylemini son derece rencide edici buluyoruz’’.

Bu anti-Kolomb bakış her yıl daha güçlendi. Sonraki süreçte, ABD’de çok sayıda eyalet ve yerleşim birimi her Ekim ayının ikinci Pazartesi gününü, ‘Kolomb Günü’ olarak değil, ‘Yerli Topluluklar Günü’ olarak kutlamaya başladı. Salt Lake City, Los Angeles gibi büyük kentler de katıldı buna. Kolomb heykelleri sık sık vandalizm kurbanı oldu oluyor. New York’un ünlü ‘Columbus Circle’ meydanının ortasındaki Kolomb heykelini kaldırma teklifi, sık sık New York belediye meclisinin gündemine geliyor. Ancak yerel politikacılar, şehirde güçlü İtalyan Amerikan toplumu nedeniyle henüz buna cesaret edemedi.

Kolomb Günü’nü sadece İtalyan Amerikalılar ‘İtalya Günü’ olarak yürüyüşler yapıyor. Bu yürüyüşlere Amerikalı politikacıların katılımı da, artan baskıdan dolayı her yıl daha da azalıyor. Kolomb karşıtı gösteriler, 2000’lerin başında ABD’yi de aşıp, Orta ve Güney Amerika ülkelerine de sıçradı. Her yıl 12 Ekim’de kıtanın her yerinde yerli halklar ve aktivistler, protestolar düzenliyor.

Kolomb’un Amerika ile işi bitse de Amerika’nın Kolomb ile işi bitmiş görünmüyor. Mitler, gerçekler, aşırı övgüler, abartılı yergilerle dolu bir tartışmada Amerika hala gerçek ‘Kolomb’u keşfetmeye çalışıyor.

-Peki Amerika’yı kim keşfetti?

İspanya Kraliçesi İzabel’in yol verdiği Avrupalı kaşif Christof Columbus ve mahiyetindeki 3 gemi dolusu Avrupalı, 12 Ekim 1492 günü sabaha karşı saat 02:00 civarında bugünkü Bahamalar içinde kalan bir adaya ayak bastılar. Günün ilk ışıklarıyla, bugün artık Arawak kabilesinden olduklarını bildiğimiz ‘’kızılderililer’’ ile karşılaştılar. Yerliler bu garip konuklarına son derece dostça davrandılar. Günlüğünde, yerlilerin, her hangi bir metal silaha sahip olmadıklarına dikkat çeken, Kolomb, “Hepsini sadece 50 adamla hakimiyetime sokup istediğim gibi yönetebilirim” diye yazdı. Sonra da dediğini yaptı. Bundan 14 yıl sonra ölen Kolomb, yeni bir kıtaya geldiğini hiçbir zaman bilemedi. Yola çıkış hedefi olan Hindistan’a vardığını sanıyordu ve bundan dolayı da yerlileri “Indian (Hintli)” diye adlandırdı. ‘Amerika’yı keşfeden’ Kolomb ile ilgili en ironik olansa, Kolomb’un bu coğrafyaya yaptığı dört seyahatte de Amerika ana kıtasına hiç ayak basmamış olması. Bütün seferlerini Karayiplerdeki adalara yaptı. Bu nedenle de Yeni Dünya, adını Kolomb’tan değil, buranın ‘yeni bir kıta olduğunu’ söyleyen Amerigo Vespucci’den aldı.

Peki Kolomb, bu kıtaya ulaşan ilk kaşif miydi? Aslında, ‘’kıtayı ilk keşfedenin Kolomb olduğu’’ ilkokul coğrafya bilgisini ABD’de de artık kimse tarihsel bir gerçek olarak görmüyor. Ancak yüzyıllar süren resmi ve kültürel kabulü de bir çırpıda değiştirmek kolay değil. Peki Kolomb keşfetmediyse Amerika’yı ilk kim keşfetti? Çok fazla teori var. Önce en güçlü teorilere bir bakalım sonra da ‘Amerika’yı kim keşfetti’ sorusununu yanıtını gerçekten bilebilecek olanların yanıtını alalım.

Harita çakma değilse Çinliler keşfetti

china-discovered-americaGavin Menzies, ‘Amerika’yı Kim Keşfetti?’ adlı kitabında ilk keşfedenin Çinliler olduğunu iddia ediyor. Buna delil olarak da, Çinli denizci Zheng He’nin 1418 tarihli yandaki haritasını gösteriyor. Aslında bu harita, orijinal değil. 18’nci yüzyılda yapılmış bir kopyası. Yani, tam bir kanıt değil.

Doğrudur, Zheng He’nin donanması, o güne kadar bilinen en büyük donanmaydı.

Doğrudur, Afrika kıyılarında dolaştıklarının bilimsel bulguları da var. Ama ya sonrası?

Sonrası biraz denizci rivayeti…

Muhakkak ki İrlandalı rahipler keşfetti

Zaten bir şeyi de İrlandalılar keşfetmese olmaz. Bu kabına sığmaz insanlar elbette küçücük adalarına da sığamazdı… Efsanelerine göre (İrlandalıların tarihi yoktur, efsaneleri vardır), Amerika’yı ilk keşfeden, altıncı yüzyılda buraya ulaşan İrlandalı Aziz Brendan’dı. ‘Guinness kafası‘ deyip geçmeyin. Durmuş saat bile günde iki kez doğruyu gösterir. Kuzey denizinden, bugünkü Kanada sahillerine gerçekten de ulaşmış olma olasılıkları var. İrlandalılar Amerika’yı ilk keşfeden olur da Gallerliler altta mı kalır? Hayır, onlar da Galler Prensi Madoc ile 1170 yılında Amerika’yı ilk keşfeden toplum olmuşlar.

Elbette ki Vikingler keşfetti

İrlandalıların iddiası gibi efsane değil, bu iddianın somut arkeolojik delilleri de var. Viking kaşif Leif Erikson, Kolomb’tan 500 yıl önce Yeni Dünya’ya ayak bastı. Bugünkü Kanada’da Newfoundland yakınlarında en az 10 yıl kaldıklarını gösteren arkeolojik bulgular da var. Leif Erikson, Norveçli eşkiya ‘Kızıl Erik’in oğlu. Ondan namına Erikoğlu anlamında Erikson deniyor. İzlanda’da doğmuş. Hristiyanlığa geçince, Grönland’ı ‘Hristiyan yurdu’ yapma görevi verilmiş. Kar-buz dememiş yapmış da… Oradan da Vinland’a gelmiş. ‘Vinland (şarabistan)’, Vikinglerin Kuzey Amerika’ya taktığı isim. Çünkü onları burada etkileyen tek şey üzümleri olmuş. Güzel şarap yapmış bu üzümler. O yüzden de yeni dünyaya ‘Şarabistan’ demişler.

Ancak, Kanada’ya gelen her aklı başında göçmen gibi Erikoğlu da 10 yıl sonra, ‘çok güzel bir ülke ama çok sıkıcı‘ noktasına ulaşmış ve geri Grönland’a dönmüş. 1020 yılı civarında da ölmüş. 1200’lü yıllarda yazılan bazı Viking kitaplarında bu seyahatleri kaydedilmiş. 1960’lı yıllarda Kanada’daki arkeoloji kazılarında da Erik’in ve ailesinin yaşadığı yerler ortaya çıkarılmış.

Yani Vikingler, sıkıldıkları için mi Kuzey Amerika’dan geri döndüler?

Hayır, o şakası… Burada kendilerinden daha asabı bozuk insanlarla karşılaşmışlar. ‘Kızılderililer’ ile sık sık savaşmaktan yılmış ve Grönland’a geri dönmüşler.

Tabii ki Müslümanlar keşfetti

Kuzey ve Batı Afrika’dan bazı Müslümanların Amerika’yı ‘ilk kez’ keşfettikleri de bilinen bir ”gerçek”. Batı Afrika Müslümanlarının Karayiplere ve Güney Amerika sahillerine ve hatta Kuzey Amerika’ya Kolomb’dan çok önce seferler düzenlediğine ilişkin birçok iddia var. Bunun yanı sıra, El Bruni’nin hiç Amerika’ya gitmeyerek oturduğu yerden yaptığı hesaplamalarla orada yeni bir kıta olduğunu ilk iddia eden kişi olduğunu belirtenler de var. ”Amerika’yı ilk kez Müslümanlar keşfetti” teorisi sahiplerinin işini, rakip teoriler karşısında zorlaştıran tek bir şey var. Teknik sebeplerle bu keşfi Atlas Okyanusu sahiline ilk ulaşan Müslüman Tarık Bin Ziyad’tan öncesi bir tarihe götürmeleri mümkün değil…

Ataları Amerika’yı keşfetmeyeni kınıyorlar

Yer yüzünde bir çok ulus, Amerika’yı aslında atalarının keşfettiği teorisine sahip. Japonların, Romalıların, Arjantinlilerin (kendilerini Avrupalı sanıyorlar), Danimarkalıların, Giresun Yağlıderelilerin (New Jersey’i Amerika sanıyorlar) ve daha başkalarının da Amerika’yı ilk keşfeden olduğunu iddia eden çok sayıda teori daha var. Aslında bunların hepsi de kendince doğru olabilir. Kolomb’tan önceki 1500 yıl içinde bu toplumlardan birilerinin yolu yeni dünyaya düşmüş de olabilir.

Peki öyleyse Amerika’yı gerçekten ilk keşfeden kim? Bunun gerçek yanıtını kim bilebilir?

Tabii ki Kolomb ve diğer bütün iddiacılar bu kıtaya ulaştığında bu kıtada zaten yaşıyor olan insanlar. Kızılderililerden iyi kim bilebilir ki burayı ilk kimin keşfettiğini? Yanında Amerika’yı kim keşfetti konuşması olduğunda bir Kızılderilinin yüzünde beliren ifade görüldüğünde ancak, bu ”kim keşfetti” tartışmasındaki saçmalık fark edilebiliyor.

Yüzlerindeki ifadeden anlamayanlar için ise, 1971 yılında, San Francisco açıklarındaki ünlü Alcatraz adasını 9 ay boyunca işgal edip ellerinde tutan bir grup ‘Kızılderili’ aktivist, adadaki ünlü hapishanenin dış duvarına kireçle açıkça yazmışlar:

“We the Indians discovered America (Amerika’yı biz Kızılderililer keşfettik)”.

Adamlar haklı. Bu ‘insanlar‘ en az 20 bin yıldır o kıtada yaşıyor ve biz eski dünyalılar utanmadan sıkılmadan hangimiz keşfettik kavgası yapıyoruz. ‘İlk kez Kristof Kolomb keşfetti’ demek ne kadar ilkokul düzeyi bir bilgiyse, ‘hayır ilk biz keşfettik’ diye kavga etmek de o kadar ilkokul yaş grubuna ait bir iş.

Geçenlerde NPR radyosunda, Lakota kabilesinden reis Bill Means’a ‘Kristof Kolomb ve ‘keşif‘ olayını sorduklarında şu çarpıcı yanıtı verecekti:

‘’Kristof Kolomb’u biz keşfettik. Kaybolmuş halde, paçavra kıyafetler içinde, aç, bitkin, hasta halde sahilimizde bulduk. Aldık, tedavi ettik, yedirdik içirdik. Gerisini biliyorsunuz…’’

AMERİKA BÜLTENİ

  Yorum Ekle

  Yorumlar


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

  Benzer Haberler


Copyright 2015 Korhaber
İletişim